Word index
Explore Turkish words by letter
This directory renders dictionary entries on the server with plain letter links and word lists.
Letter index
Choose a letter to browse dictionary entries that start with it.
Popular words
Dictionary entries with higher search and view activity.
- beyin
Kafatasının içinde beyin zarları ile örtülü, iki yarım küre biçiminde sinir kütlesinden oluşan, duyum ve bilinç merkezlerinin bulunduğu organ; ensefal, dimağ
- deneme
Denemek işi
- görülen geçmiş zaman
Fiilin belirttiği kavramın, içinde bulunan zamandan önce bitmiş olduğunu bildiren ve -dı ekiyle kurulan zaman; belirli geçmiş zaman, -di’li geçmiş zaman: al-dı, bil-di, saç-tı, seç-ti vb
- iç evlilik
Evlenecek kimsenin eşini, kendi boy veya soyu içinden seçmesi kuralına dayalı evlilik biçimi; içten evlilik, endogami
- enişte
Bir kimsenin kız kardeşinin veya kadın hısımlarından birinin kocası
- denemek
Değerini anlamak, gerekli niteliği taşıyıp taşımadığını bulmak için bir insanı, bir nesneyi veya bir düşünceyi sınamak; tecrübe etmek
- kelime
Bir veya birkaç heceden oluşan, anlamlı ses birliği; söz, sözcük, lügat
- çeviri
Bir dilden başka bir dile aktarma, çevirme; tercüme
- yer bakır gök demir kesilmek
tamamen tükenmek, bitmek, yoksul duruma düşmek
- egzoz
Bu gazın dışarı boşaltılması
- eşeği düğüne çağırmışlar, "ya su lazımdır ya odun" demiş
bir işi yapmamak için bahane bulmayı anlatan bir söz
- (birinin) kulağını bükmek
bir sorun karşısında dikkatli davranması için uyarıda bulunmak
- başsavcılık
Başsavcı olma durumu
- (... ile) gezmek
karşı cinsten biriyle aralarında duygusal ilişki olup birlikte dolaşmak
- dolayabilme
Dolayabilmek işi
- kafaya girmek
iyice anlamak, iyice bilmek
- iddia
Kendinde olmayan bir yeteneği, bir durumu varmış gibi gösterme
- eşek çamura çökerse sahibinden gayretlisi olmaz
"bir kimsenin işi bozulduğunda, durumunu düzeltmek için en büyük çabayı kendisinin göstermesi gerekir" anlamında kullanılan bir söz
- herkesin bir derdi var, değirmencininki su
"herkesin kendi yaşayışı ile ilgili bir derdi vardır, bir kişinin derdi ötekininkine benzemez" anlamında kullanılan bir söz
- pekiştirme ünsüzü
Pekiştirme işlevli ünsüz
- (...-in) resmidir
… olacağı kesindir, muhakkak … olacaktır
- ahval
Durumlar, hâller, vaziyetler
- herhâlde
Büyük bir ihtimalle; yalım, herhâl
- herkes aklını pazara çıkarmış, yine kendi aklını almış
"insanlar kendi akıllarını başkalarının aklından üstün görürler" anlamında kullanılan bir söz
- antrenman
Herhangi bir konuda yapılan hazırlık
- hoparlör
Elektrik dalgalarını ses dalgasına çeviren ve gerektiğinde sesi yükseltmeye yarayan alet
- tarikatçı
Tarikatları yaymak ve yaşatmak isteyen, o yolda çalışan kimse
- (bir şey) tutarağı tutmak
huysuzluğu depreşmek, aşırı istekte bulunmak
- herkes
İnsanların bütünü; cümle, cemi cümle, cümle âlem, dünya âlem, yediden yetmişe, yedi mahalle, yedi düvel
- herkes gider Mersin'e, biz gideriz tersine
bir işin bilerek ters yapıldığını, yolunda yapılmadığını anlatan bir söz
- kibrit
Bir ucu sürtünme sonucu yanabilecek birleşimde olan küçük tahta veya karton parçası; çakmaksız
- yanlış
Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu; hata
- birkaç
Çok olmayan, az sayıda
- her şey
O anda bulunanların bütünü
- kar kuytuda, para pintide eğleşir
"her şey, saklanabilen yerde ve saklamasını bilenin yanında bulunur" anlamında kullanılan bir söz
- külah peşinde olmak
yalan dolanla bir işin başına geçmeye çalışmak
Recently updated words
Dictionary entries updated recently.
- kara yazılı
Alın yazısı kötü yazılan
- kasadan geçirmek
ürünün üzerindeki fiyatı kasaya okutmak
- (bir şey) tutarağı tutmak
huysuzluğu depreşmek, aşırı istekte bulunmak
- ... damgası (veya damgasını) vurmak
o şeyin kendine ait özelliğini belli etmek
- ... okka çekmek
… okka ağırlığında olmak
- ... ziyafeti çekmek (veya vermek)
herhangi bir şeyi en iyi biçimde başarmak, herhangi bir yönüyle doyurmak
- ...-inde değilim
bir şeyin aslında önemsenmediğini belirtmek için kullanılan bir söz
- aba vakti aba, yaba vakti yaba
“her şey zamanında yapılmalıdır” anlamında kullanılan bir söz
- abacı kebeci (ara yerde) ya sen neci?
"seni ilgilendirmeyen işe niçin karışıyorsun?" anlamında kullanılan bir söz
- abdestsiz yere basmamak (veya adım atmamak)
dinî kurallara titizlikle bağlı olmak
- ablalık etmek (veya yapmak)
abla gibi yakın ve koruyucu davranışlarda bulunmak
- adımını (veya adım) attırmamak
rahat davranmasını engellemek amacıyla sürekli olarak denetim altında bulundurmak
- af dilemek (veya talep etmek)
işlenen hata veya suç için bağışlanmayı istemek
- affını dilemek (veya istemek veya istirham etmek)
bir iş veya görevi yerine getiremeyeceğini nezaketle bildirmek
- ahını yerde (veya birinde) koymamak (veya bırakmamak)
öcünü almak
- akıncılık etmek (veya yapmak)
düşman ülkesindeki karşı güçleri yıldırmak, tedirgin etmek
- al sana (veya alın size) bir ... daha
yeni bir aksilik olduğunda bezginlik bildirmek için "işte" anlamında kullanılan bir söz
- Allah (veya Allah'ı veya Allahları) var
“kendi burada değil ama hakkını yememek lazım” anlamında kullanılan bir söz
- Allah müstahakkını versin
"Allah, neye layıksa onu versin" anlamında kullanılan bir söz
- aman dedirtmek (veya dedirmek)
karşı koyan birini boyun eğmek zorunda bırakmak, zor durumda bırakmak
- ameliyat etmek (veya yapmak)
operatör, hastaya kesme ve dikme yoluyla müdahale etmek
- arayan Mevlâ'sını da bulur, belasını da
"iyiyi amaçlayanlar iyiye, kötüyü amaçlayanlar ise kötüye ulaşırlar" anlamında kullanılan bir söz
- arkadan konuşmak (veya söylemek)
kendisi bulunmadığı bir yerde bir kimseyi çekiştirmek, dedikodusunu yapmak
- aslan kükrerse atın ayağı kösteklenir (veya tökezlenir)
"güçlü kimsenin korkutucu sözleri, güçsüzü kıpırdayamayacak duruma getirir" anlamında kullanılan bir söz
- ata dostu oğula mirastır
"baba dostları, babamızdan bize kalan miras gibidirler, bizi kollarlar ve bize her türlü yardımı yaparlar" anlamında kullanılan bir söz
- ateşle barut yan yana (veya bir yerde) durmaz
"kızla erkeğin baş başa yalnız kalmaları kötü sonuçlar doğurabilir" anlamında kullanılan bir söz
- ayağına (veya ayaklarına) dolanmak (veya dolaşmak)
başkasına yapmayı tasarladığı kötülük kendi başına gelmek
- az olsun, öz (veya uz) olsun
"yaptığınız iş, edindiğiniz şey az olabilir ancak temiz ve iyi olmalıdır" anlamında kullanılan bir söz
- azıcık aşım kaygısız (veya ağrısız) başım
"derdim olmasın da başka bir şey istemem" anlamında kullanılan bir söz
- ağızdan ağıza dolaşmak (veya geçmek veya yayılmak veya intikal etmek)
bir söz herkes arasında söylenilmek
- aşağı yukarı yürümek (veya dolaşmak)
bir baştan bir başa yürümek
- bahtsızın bağına yağmur yerine ya taş yağar ya dolu
"talihsizin işleri ters gider, bağına yağmur yerine taş veya dolu yağar" anlamında kullanılan bir söz
- banttan vermek (veya yayımlamak)
genellikle radyo ve televizyonda banttan yararlanarak daha önceden alınmış bir sesi veya görüntüyü yayımlamak
- barajı aşmak (veya geçmek)
herhangi bir sebeple konulmuş olan koşulu yerine getirip başarı sağlamak
- bekârın parasını it yer, yakasını bit
"bekâr kimse parasını gereksiz harcar, yaşayışı ise düzensizdir" anlamında kullanılan bir söz
- benzi kül gibi olmak (veya küle dönmek)
yüzünden kan çekilmek, yüzü sararmak