sarmak
-arView count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Çevresini çevirmek, çepeçevre dolanmak
See alsokuşatmak
Gece, ahenk içinde divanımı/ Şenlendirse pırıl pırıl rakkaseler / Gece, gece, her yanımı / Sarsa güller, laleler, menekşeler
-Halit Fahri Ozansoy Dolayında yer almak
See alsokaplamak
Kültür düşüklüğündeki çöküş, yaygın bir hastalık gibi sarar toplumu.
-Necati Cumalı Bir şeyi üzerine başka bir şey koyarak kaplamak
Ah işte tövbe ettik bütün suçlarımızdan / Bir gaflet perdesiydi gözlerimizi saran
-Enis Behiç Koryürek See alsokucaklamak
Yumak yapmak
İpliği sarmak.
Şerit, ip vb.ni başka bir şeyin üzerine dolamak
Kâğıt veya bir bitki yaprağıyla dürmek
Dolma sarıyorum diye yaprağı parmağıma doladım.
-Hüseyin Rahmi Gürpınar Sarılıp tırmanmak
Asma çardağı sardı.
fiil, -e, -i
Bir şeyi başka bir şeyin içine koyup onunla kaplamak
Kitabı kâğıda sarmak.
Taşıt tırmanmak, yükseğe doğru çıkmak
Saldırmak, hücum etmek
Faik Efendi biliyordu ki saracaklar hem de fena saracaklar.
-Memduh Şevket Esendal Bir görev veya işin yerine getirilmesini başkasına yüklemek
mecaz
Sözle saldırmak; tedirgin etmek
Evdekilerin hepsi bana sarıyor.
mecaz
Hoşuna gitmek, zevkini okşamak
Bu canlılık, insanı on yıl önce görmüş olduğum muhteşem yazdan daha başka türlü sarıyordu.
-Ahmet Hamdi Tanpınar
Connections
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com