Trending:

bırakmak

View count updated May 16, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. fiil, -i

    Elde bulunan bir şeyi tutmaktan vazgeçip tutmaz olmak

  2. fiil, nesnesiz

    Eldeki, sırttaki bir şeyi bir yere koymak

    Mermer masaya bir yirmi beşlik bıraktı.
    -Tarık Buğra
  3. Bir işi başka bir zamana ertelemek

    Gezmeyi haftaya bıraktık.
  4. Bir şeyi bir yerde unutmuş olmak

    Acaba eldivenlerimi nerede bıraktım?
  5. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek

    Tencereyi öylece kirli bir biçimde bıraktım.
  6. Geriye kalmasını sağlamak

    Paranın bir kısmını bırakırsan rahat edersin.
  7. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, onu görevlendirmek

    Cemal Paşa'da anlamadığı işi ehline bırakmak meziyeti vardı.
    -Falih Rıfkı Atay
  8. fiil, nesnesiz

    Birinin bir şeyi yapmasına engel olmamak

    Bırak, burasını benim defterimden okuyayım.
    -Ömer Seyfettin
  9. See alsosarkıtmak

    Saçlarını omzuna bırakmış.
  10. fiil, nesnesiz

    Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak

    Hayata gözlerini kaparken ardında yedi yaşında bir oğul, on iki yaşında bir kız bırakıyordu.
    -Cahit Uçuk
  11. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek

    O da basket oynardı ama artık bıraktı.
  12. fiil, nesnesiz

    Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak

    Aliye, az önce haftalığını almıştı ve patronlarına işi bırakacağını, bırakmak zorunda olduğunu nasıl söyleyeceğini bir türlü bilemiyordu.
    -Murathan Mungan
  13. fiil, nesnesiz

    Bıyık veya sakal uzatmak

  14. fiil, nesnesiz

    Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak

    Bıraksam acaba beyaz bir çift güvercin gibi uçarlar mı?
    -Refik Halit Karay
  15. See alsoboşamak

    Bıraktıkları zevcelerini yine canları isterse tekrar alabilirler.
    -Ömer Seyfettin
  16. Kötü bir durumda terk etmek

  17. Koyup gitmek

    Mahalle arasındaki küçük dükkânını bırakarak karısını, şehrin başka bir tarafında bir eve yerleştirdi.
    -Peyami Safa
  18. Sınıftan veya sınavdan geçirmemek

    Öğretmen üç tembel çocuğu bıraktı.
  19. fiil, -e

    Bir malı pazarlık sonucu fiyat indirimine razı olarak satmak

    Başkalarına on ikiye veriyoruz ama sana onar kuruştan bırakayım.
    -Memduh Şevket Esendal
  20. fiil, -e, -i

    Bakılmak, korunmak için vermek

    Eşyamı size bırakacağım.
  21. fiil, nesnesiz

    Bir kimseyi beraberinde getirmemek veya götürmemek

    Telgrafhanede bir zabit bırakarak işinin başına gitmesini rica ettim.
    -Atatürk
  22. fiil, -e, -i

    Sahiplik hakkını başkasına vermek

    Bizim komşu bütün malını Kızılay'a bırakmış.
  23. fiil, nesnesiz

    Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak

    Islanan zemin kaplaması zamanla kendini bıraktı.
  24. fiil, nesnesiz

    Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek

    İz bırakmak. Leke bırakmak.
  25. See alsokoymak

  26. fiil, nesnesiz

    Bir şeyi başkasına iletilmek üzere vermek

    Postacı bir şey bıraktı sana.
    -Yusuf Ziya Ortaç
  27. fiil, nesnesiz

    Bir şeyi bir kimse veya belli bir amaç için ayırmak

    Kutuyu biraz öne ittirdi ve Simay'ın tutması için pay bıraktı.
    -Beyzanur Yılmaz
  28. See alsogötürmek

    Savaş, sen eğlenmene bak, ben Buğra'yı eve bırakırım kardeşim.
    -Dilara Gürel
  29. fiil, nesnesiz

    Kâr getirmek, yarar sağlamak

    Bu alışveriş bize fazla bir şey bırakmadı.
  30. Birilerini koyuvermek, salıvermek

    Komiser tutukluyu bıraktı.
  31. Bir yana itmek, önem vermemek

    Neden Boğaz’ı koruyacağız da bir vakitler seyran yeri olan Kasımpaşa’yı bırakacağız.
    -Burhan Felek
  32. Bir yana itmek, önem vermemek

    Durum böyledir diye her işini bırakıp düşmanlar ne ederlerse etsinler biz durup bakalım mı?
    -Ahmet Cevdet Paşa
  33. Kendi hâline terk etmek

    Aman beyim bana kıyma, benim de çoluk çocuğum var, mahvolurum ben, biz dost ve arkadaşız kölen olayım bırak şu adamı, diyordu.
    -Ali Rıza Öge
  34. Beraberinde bulunması gereken bir şeyi yanına almamak

    Kabanımı evde bıraktım.
  35. Bir işi veya çalışmayı bitirmeden sona erdirmek

    Okumamı bırakarak dışarı çıkmamı istiyordu.
    -Peyami Safa
  36. Bir şey yeni bir duruma dönüşmek

    Duruşmayı açıyorum demesiyle delikanlının yüzündeki güven dolu ifade yerini endişe ve korkuya bıraktı.
  37. Geride … kalmasını sağlamış olmak

    On yıl süren savaş büyük bir yıkım bırakarak bazılarına zenginleşmek için yeni fırsatlar yarattı.
  38. … durumda bulunmasına, … hâle gelmesine sebep olmak

    Kadını hamile bıraktı.
  39. mecaz

    Ölüm sebebiyle kaybetmiş olmak

    İki oğlumu Çanakkale’de bıraktım.
    -Aka Gündüz

Connections

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com