götürmek
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Taşımak, ulaştırmak veya koymak
Yemeği götürmek için o an en uygun kişiydim.
-Ayla Kutlu fiil, -e, -i
Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek
Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek
Bir mermi bacağını götürdü. Duvarı su götürdü.
fiil, -i, nesnesiz
See alsoöldürmek
Hastalık çok insan götürdü.
fiil, -e
Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek
fiil, -e, -i
Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek; bırakmak
Beni evime kadar götürdü.
fiil, -e
Bir sonuca vardırmak
Bitirmeden şunu da söyleyeyim, ahlaka, gerçek ahlaka götüren başlıca yollardan biri de aşktır.
-Nurullah Ataç Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak
Eksiler artıları götürdü.
See alsovardırmak
mecaz
Herhangi bir yiyeceği tek başına ve hızlı bir biçimde yemek
argo
Tümüyle sahip olmak
argo
Haksız kazanç sağlamak, mal veya para sahibi olmak
Connections
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com