yakalamak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak
Üç ince dalı birleştirerek sıkıca yakaladım.
-Refik Halit Karay Kaçan bir kimseyi veya hayvanı ele geçirmek; derdest etmek
Bir kimsenin gitmesini engellemek, durdurmak
Bu defa Tevfik'i dükkânın kapısında yakaladılar, aynı şeyi ona açtılar.
-Halide Edip Adıvar Bir kimseyi hoşa gitmeyecek bir durumda bulmak, bir kimsenin suçu ortaya çıkmak; sobelemek
Kocasını bir kadınla yakalamış.
Söz, bakış veya işareti fark etmek
Kat hasta bakıcısının adama baygın bakışlarını yakaladı Fatma.
-Peride Celal Birdenbire etkisi altına almak
Fırtına ile karışık fena bir yağmur yakaladı.
-Aka Gündüz Arayarak veya rastlantı sonucu bulup bağlantı kurmak
Zehra, Yorgaki'nin müziğini herhangi bir yerinden yakalıyor.
-Attilâ İlhan Avlamak, tuzakla ele geçirmek
See alsotutturmak
Sayısal Loto'da beşi yakaladım.
Aynı düzeye gelmek
Türkiye geçen senenin ihracat rakamlarını yakaladı.
Connections
Related Words
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com