tutturmak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -e, -i
Tutmasını sağlamak
fiil, nesnesiz
Bir işe başlayıp sürdürmek, bir şeyi yapmakta olmak
Urumeli Hisarı'na oturmuşum / Oturmuş da bir türkü tutturmuşum
-Orhan Veli Kanık fiil, nesnesiz
Aklına koyup direnmek, ısrar etmek
Sakal diye tutturmuş, başka laf dinlemiyor.
-Memduh Şevket Esendal fiil, -e, -i
Çivi, toplu iğne, çengelli iğne vb. ile iliştirmek, bağlamak
fiil, nesnesiz
Hedefe vardırmak, değdirmek, isabet ettirmek; yakalamak
Taşı fırlattı ama tutturamadı.
-Halikarnas Balıkçısı fiil, -i
Takip etmek
Geldiği yolu tutturup gene tek başına mahalle kahvesinin kapısı önüne kadar geldi.
-Memduh Şevket Esendal
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com