Trending:

uzatmak

View count updated May 16, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. fiil, nesnesiz

    Uzamasına sebep olmak, uzamasını sağlamak

    Saçlarını uzatmış, modern giyimli genç, hoş bir adam.
    -Esin Afşar Aral
  2. fiil, -i

    Başı, kolları veya bacakları bir yere yöneltmek

    Koğuşun açık duran kapısından hastalar başlarını uzatıp koridordakilere, yerde duran sedyeye bakıyorlar.
    -Memduh Şevket Esendal
  3. fiil, -e

    Bir şeyi vermek için birine yöneltmek; atmak

    Elçinin altın tası güzel kıza uzattığını görünce el çırptılar, bir ağızdan takıldılar.
    -M. Turhan Tan
  4. See alsogermek

    İp uzatmak.
  5. Konuşmayı, tartışmayı sürdürmek

    Her iki odadan üçer beşer kişi lakırtıyı uzattılar.
    -Memduh Şevket Esendal
  6. fiil, -e

    Vermek, göndermek

    Can, topu Zeki'ye uzattı.
  7. fiil, -i

    Süreyi artırmak, temdit etmek

    Yıllardır beklediği bu zevkli anları mümkün olduğu kadar uzatmak istediği her hâlinden belliydi.
    -İhsan Oktay Anar
  8. Daha ileriki bir zamana atmak, sonraya bırakmak, ertelemek

  9. Sürüncemede bırakmak

Connections

Word graph

Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.

Preview the relation map

Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com