Trending:

tutmak

ar
View count updated May 25, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. fiil, -i

    Elde bulundurmak, ele almak

    Kucağında kundaklı bir çocuk tutuyordu.
    -Ömer Seyfettin
  2. Ele geçirmek, yakalamak

    Evvela bu terbiyesiz köpeği tuttu, bağladı.
    -Ömer Seyfettin
  3. See alsoavlamak

    Dalyan işletiyorum, tuttuğumuz balığı tekrar denize döküyoruz.
    -Refik Halit Karay
  4. Yanında bulundurmak, alıkoymak

    Siz gelinceye kadar çocuğu ben tutarım!
  5. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek

    Vahşidir, hiçbir zaman onu kafeste tutmak mümkün değildir.
    -Sait Faik Abasıyanık
  6. See alsokaplamak

  7. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak

    Şu yağan kar bir tutsun, seyreyle sen ertesi gün çocukları.
    -Sait Faik Abasıyanık
  8. Denetimi ve yetkisi altına almak

  9. Desteklemek, birinden yana çıkmak

  10. Benimsemek, beğenmek

    Ama öylelerini de çevresinde kimse sevmemiş, tutmamıştır.
    -Tarık Buğra
  11. Gereğini yapmak, yerine getirmek

    Verdiği sözü tutmuş, vaktinde gelmişti.
  12. Uygun gelmek, çelişmez olmak

    Bir talih eseri olarak ondan gelen cevap benim kendi bulduklarımı tuttu.
    -Reşat Nuri Güntekin
  13. Kapatmak, sarmak

  14. Hizmetine almak veya kiralamak

    Burada bir kat tuttum. Yazı geçireceğim.
    -Peyami Safa
  15. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek

    Yapıyı geniş tuttu.
  16. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak

    Avradın ilenci tutarsa senin iki gözün kör olacak.
    -Memduh Şevket Esendal
  17. Ulaşmak, varmak

  18. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak

    Aldığım şeyler bin lira tuttu.
  19. Bir yere uğramak

    Vapur İzmir'i tutmayacakmış.
  20. Herhangi bir durumda bulundurmak

    Seksen bir yaşında da olsa çalışmak insanı zinde tutuyor.
    -Haldun Taner
  21. Varsaymak, farz etmek

    Haydi tutalım babasının bir günahı vardı, çekti.
    -Memduh Şevket Esendal
  22. fiil, -e, -i

    Alacağa veya vereceğe saymak

    On bin lirayı borcunuza tuttum.
  23. fiil, -e, -i

    Bir yere yaklaştırmak

    Biraz toz olsa mendilini burnuna tutar.
    -Abdülhak Şinasi Hisar
  24. Bir aleti kullanabilmek

    Ustura tutmak.
  25. See alsobağlamak

    Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım.
    -Bekir Sıtkı Erdoğan
  26. fiil, nesnesiz

    Beklenen sonucu vermek

    Toprağa atılan her tohum bir ümittir. Tohum ya tutar ya tutmaz. Ya yeşerir ya yeşermez.
    -Şevket Rado
  27. fiil, nesnesiz

    İş görebilmek

    Eli ayağı tutsun, açlıktan ölmesin, yeterdi ona.
    -Tarık Buğra
  28. fiil, nesnesiz

    Sürmek, zaman almak

    Bu iş iki saat tuttu.
  29. fiil, nesnesiz

    Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak

    Boya tutmadı. Çivi iyi tuttu.
  30. Bir şeyi kullanması için uzatmak

    Kucaklaşma sahanlıkta başlar ve ayakkabılarını çıkarıp karısının tuttuğu terliklerini giyene kadar Serdar'ın kolları boynunda kalır.
    -Tarık Buğra
  31. See alsosunmak

    Konuklara şeker tutmak.
  32. İşgal etmek

  33. Takip etmek, izlemek

    Tepeden inince Değirmendere'ye hâkim bir iz tutacaksınız.
    -Refik Halit Karay
  34. Bırakmamak

    Baba sesini çıkarmadı hatta öksürüğünü bile galiba tuttu.
    -Peyami Safa
  35. Sarmak, bürümek

    Hey başları duman tutmuş dağlar, hey!
    -Halk türküsü
  36. Asılmak, kuvvetlice sarılmak

    Üç kişi tutarlarmış da onu pencerenin önünden çekemezlermiş.
    -Peyami Safa
  37. Bir kimsenin yerini almak

    Bak azizim, dedim, ben senin yerini tutamam.
    -Yakup Kadri Karaosmanoğlu
  38. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek

  39. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak

    Kapıyı açık tutmayın.
  40. Bir yerde kalmasını sağlamak

  41. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek

    Eğer piyes tutar da alkışlanırsa bir yazara yakışacak bir kıyafet giymeliydim.
    -Cahit Uçuk
  42. Biriktirmek, tasarruf etmek

    Sen metelik tutuyorsun gibi geliyor bana. Ay başına kadar bana ödünç versene.
    -Memduh Şevket Esendal
  43. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj

  44. ...-dan başlamak

    Kadınların başında gördüğünüz bürümcükten, iç çamaşırlarından tutunuz da entarilik kaba pamuklulara kadar hepsi Osmanlı malı idi.
    -Falih Rıfkı Atay
  45. Bir şeyi belleğe yerleştirmek

    Herkes aklından bir sayı tutsun.
  46. spor

    Bazı takım oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketine ayakla veya vücutla engel olmak; markaja almak

Connections

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com