salmak
-arView count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -e, -i
Bağımlılığına, tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak; bırakmak
Yollamak, göndermek
Bununla beraber peşine adam salmak gerekir.
-Aka Gündüz Koymak, katmak
Halk ruhunun benliğinizde yeniden uyanıp hararetini gönlünüze saldığını duyarsınız.
-Refik Halit Karay See alsosürmek
Bunun içindir ki dal budak saldı, yemiş vermeye başladı.
-Ruşen Eşref Ünaydın See alsouğratmak
Başını derde salmak.
Vergi yüklemek
Ona elli bin lira salmışlar.
Üzerine yürütmek
Tazıyı tavşana salmak.
fiil, -e
See alsosaldırmak
Aç kurt, yılana da salar, taşa da, dedi.
-Memduh Şevket Esendal See alsosarkıtmak
Soğutmak için kuyuya su kabı saldı.
See alsokoyuvermek
denizcilik
Gemi demir üzerinde dört yana dönmek
fiil, mecaz, -i
Bakmamak, ilgilenmemek, özen göstermemek
Connections
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com