Trending:

sürmek

er
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. fiil, -e, -i

    At, araba vb. için yönetip yürütmek, sevk etmek

    Azapların güneş görmeyen, erkeklerden saklanan güzel kızları şimdi üstlerine eski elbiselerini giymişler, başlarına yırtık şallarını örtmüşler, kimisi araba sürüyor, kimisi yerde yürüyor.
    -Müstecib Ülküsal
  2. Başlamış bir iş veya durum devam etmek

  3. Önüne katıp götürmek

    Koyunları sürmek.
  4. Uzatmak, ileri doğru itmek

    Kahveyi ısıtıyor, suyu dolduruyor, cezveyi sürüyor, fincanı boşaltıyor.
    -Memduh Şevket Esendal
  5. Dokundurmak, değdirmek

    Yüzümü saçlarına sürmek için başımı eğdim.
    -Hüseyin Cahit Yalçın
  6. Oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer veya ülkeye göndermek; nefyetmek

    Mütarekede İngilizler onu Malta'ya sürdüler.
    -Yusuf Ziya Ortaç
  7. Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek

    Avucuna doldurup kokluyor; ensesine, şakaklarına, boynuna sürüyor.
    -Refik Halit Karay
  8. ticaret

    Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak

    Satılamayan ne kadar bayat, bozuk mal varsa pansiyonerlere sürerler.
    -Hüseyin Rahmi Gürpınar
  9. Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak

  10. fiil, -i

    Herhangi bir durum içinde bulunmak

    Dört duvar arasında bir memur hayatı sürüyordu.
    -Yusuf Ziya Ortaç
  11. fiil, -i

    Pulluk veya sabanla toprağı işlemek

    Öküzünün biri ölünce tarlasını süremedi.
    -Ömer Seyfettin
  12. fiil, nesnesiz

    Olmaya devam etmek

    Baygınlığım ne kadar sürdü bilmiyorum.
    -Aka Gündüz
  13. fiil, nesnesiz

    Zaman geçmek

    Çok sürmez, her şey düzelir.
  14. fiil, nesnesiz

    Zaman almak

    Her odanın ziyareti bir saat sürmüştü.
    -Ahmet Haşim
  15. bitki bilimi

    Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek

    Bu gölgeli yerlerde otlar bütün bir yaz mevsimi yeniden yeniye sürer, rutubetli toprakta bir bir arkasına yoncalar fışkırır, çayırlar kabarırdı.
    -Refik Halit Karay
  16. fiil, nesnesiz

    Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak

  17. fiil, -i, -den

    Kovmak, kovalamak, uzaklaştırmak

  18. Pencere, kafes kanatları bir tarafa iterek açmak veya kapamak

Connections

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com