sıkıştırmak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak; tıkmak
Bilet kutusunu koltuğunun altına sıkıştırmış, elleri ceplerinde bir otobüs biletçisi geçti.
-Necati Cumalı Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak
Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek; sıkılamak
İstanbul tren yahut vapurunda hele bir kimseyi biraz sıkıştırın, hemen çarpılır, çay semaveri gibi oturduğu yerde fıkır fıkır kaynamaya başlar.
-Reşat Nuri Güntekin Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak
Parmağını pencereye sıkıştırmak.
See alsotutuşturmak
Eline dolu bir kadeh sıkıştırdılar.
-Refik Halit Karay See alsokıstırmak
Anlattığına göre Niğde yakınlarındaki köylerden birinde imiş, sıkıştırmışlar. Jandarmalarla vuruşmuş.
-Memduh Şevket Esendal mecaz
Üstüne düşüp zorlamak
Kocakarı odadan çıktıkça ben Nuri'yi sıkıştırıyorum.
-Hüseyin Rahmi Gürpınar argo
Elle sarkıntılık etmek
Connections
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com