kurmak
-arView count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Makine, cihaz, mobilya vb.ni oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek; monte etmek
Geniş çöl ufukları arasında çadırlarımızı kurduk.
-Falih Rıfkı Atay See alsohazırlamak
Kurduğu sofraya, yaptığı salataya git de bak!
-Refik Halit Karay Yaylı, zemberekli şeylerde yayı veya zembereği germek
Çocukça bir sevinçle kurduğun çalar saatleri çalıp duruyor.
-Haldun Taner Gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak
Turşu kurmak.
Etkisi ve önemi geniş şeyler meydana getirmek; tesis etmek
Dünyanın en büyük imparatorluklarını kuran kimlerdi?
-Orhan Seyfi Orhon Yapmak, inşa etmek
Çirkin yapıları örtecek güzel yapılar kuralım.
-Nurullah Ataç Yapmak, oluşturmak
ticaret
Ortaklık sağlamak
Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek
Teşkilatı ilçede sevilip sayılan bir avukat kurmuştu.
-Tarık Buğra Bir araya getirmek, toplamak
Divan kurmak.
See alsodüşünmek
Yalnız hayalle geçiniyorum, ben yalnız hayal kuruyorum.
-Sait Faik Abasıyanık Aklına koymak
O gitmeyi bir kez kurdu mu artık durmaz.
Zihinde büyütmek
Bayram Ağa, uşakların söylediklerini kurdukça kurdu.
-Halide Edip Adıvar Sağlamak, oluşturmak
Dostluk kurmak. İlişki kurmak.
mecaz
Bir kimseyi dedikodu veya telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek
Connections
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com