Trending:

kaynamak

View count updated May 16, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. fiil, nesnesiz

    Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak

    Su, 100 °C'de kaynar.
  2. Yiyecek, içecek fokurdayacak derecedeki suda pişmek, haşlanmak

    Doktorun sade kaynamış kahvesini söylemesini bekledi ve garson gider gitmez konuştu.
    -Tarık Buğra
  3. Yerden çıkmak

  4. Kırık, çatlak kemik veya metal parçalar eski durumunu almak, birbirine yapışmak

  5. Yara kapanmak, iyileşmek

  6. Mayalı bir şey kabarıp köpürmek

    Şıra kaynamış.
  7. Mide ekşimek

  8. Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak

    Deniz kaynıyor.
  9. Çok miktarda bulunmak

    Gölün kuzey kıyısında iki mil kadar yürüdükten sonra suda bir açıklığa geldik, burası tam anlamıyla av kuşu kaynıyordu.
    -Mehmet Kentel
  10. Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak

    Burada bir iş kaynıyor.
  11. Gerektiği gibi yapılamamak

    Lafa daldık, ders kaynadı.
  12. Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak

    Gittikçe kaynayıp kabaran bir hiddet, taşmak raddesine gelmiş kelimelerle dudaklarına kadar çıkıp titriyordu.
    -Halit Ziya Uşaklıgil
  13. Coşmak, heyecanlanmak

  14. mecaz

    Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak

  15. argo

    Arada kaybolmak

    Değerli bir çalışma kaynadı gibi geliyor bana.
    -Selim İleri

Connections

Word graph

Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.

Preview the relation map

Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com