kadar
ḳadar(Arabic)
Rootḳadar(Arabic)
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
edat
Ölçüsünde, derecesinde; kadarınca
Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir.
-Sait Faik Abasıyanık Büyüklüğünde, genişliğinde, miktarında
Avuç içi kadar yer.
Büyüklüğünde, genişliğinde, miktarında
Bacak kadar çocuk.
See alsodek (I)
Saat ona kadar sokaklarda gezdi.
-Peyami Safa See alsodek (I)
İstanbul’a kadar ne zahmet buyurdunuz?
-Falih Rıfkı Atay See alsogibi
İstanbul'un balıkları kadar balıkçıları da hoştur.
-Sait Faik Abasıyanık See alsogibi
Sana değer verdiğim kadar ona da değer vermek zorundayım.
Bir şeyin, kıyaslandığı diğer bir şey ölçüsünde, derecesinde veya büyüklüğünde olduğunu anlatan bir söz; denli (I), derece
Bu merdivenleri yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır.
-Yusuf Ziya Ortaç Zaman bildiren kelimelerden sonra süre belirten bir söz
Bu minval üzere yedi ay kadar geçti, geçmedi.
-Refik Halit Karay zarf
Miktarda, derecede
İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor.
-Halide Edip Adıvar “Aşağı yukarı, yaklaşık” anlamında bir niceliğin miktarını tahminî olarak belirten söz
Kantara'nın önünde yüz kadar düşman çadırı kurulmuştu.
-Falih Rıfkı Atay -mış ekli sıfat-fiillerden sonra geldiğinde “gibi” anlamı taşıyan bir söz
Gezmiş kadar oldum.
Connections
Related Words
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com