Trending:

hafif

ḫafīf(Arabic)
Rootḫafīf(Arabic)
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. sıfat

    Tartıda ağırlığı az gelen; yeğni, ağır karşıtı

    Mustafa Kemal meraklıdır; dükkânın içini görmek istiyor, giriyor, raflarda birtakım hafif eşya var.
    -Afet İnan
  2. Güç veya yorucu olmayan, kolay olan

    Şöyle ne bileyim, kadınların yapabileceği işler arayın, hafif işler… Yoksa hademelik sizin gibi ince, hafif nahif kadınların kârı değil.
    -Bekir Sıtkı Kunt
  3. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa olan

    Bu eserde eski konak ve köşk hayatının hesapsız, bilgisiz ve hafif insanlar elinde nasıl ve niçin yıkıldığı hikâye edilmek istenmiştir.
    -Şerif Aktaş
  4. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek)

    Onlar da akşam yemeğini pek hafif yerlerdi.
    -Sait Faik Abasıyanık
  5. Kalınlığı veya yoğunluğu az olan

    Dışarıda yanan lambanın aydınlığıyla burası hafif bir karanlık içindeydi.
    -Memduh Şevket Esendal
  6. Etkisi az olan, sert karşıtı

    Hafif esen serin rüzgâr üşümesine neden olmuştu.
    -Can Güzel
  7. Önemli olmayan

    Bu takdirde en hafif ceza dahi, o cezaya çarptırılmış olanı, en büyük bir cezaya maruz kalmış gibi incitir.
    -Refik Korkud
  8. Çok dik olmayan (sırt, yokuş)

    Hafif bir meyilden indik.
    -Hüseyin Rahmi Gürpınar
  9. Gücü az olan, belli belirsiz olan

    Yaprakların hafif iniltisi içinde, çalılıklar arasından geçerek denizaltının demir attığı koya doğru yaklaşıyoruz.
    -Esat Mahmut Karakurt
  10. zarf

    Sıkıntısız, ferah, rahat olarak

    Kendimi bugün çok hafif hissediyorum.

Connections

Word graph

Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.

Preview the relation map

Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com