hafif
ḫafīf(Arapça)
Kökenḫafīf(Arapça)
Görüntülenme sayısı 16 May 2025 00:00 tarihinde güncellendi
Anlamlar
sıfat
Tartıda ağırlığı az gelen; yeğni, ağır karşıtı
Mustafa Kemal meraklıdır; dükkânın içini görmek istiyor, giriyor, raflarda birtakım hafif eşya var.
-Afet İnan Güç veya yorucu olmayan, kolay olan
Şöyle ne bileyim, kadınların yapabileceği işler arayın, hafif işler… Yoksa hademelik sizin gibi ince, hafif nahif kadınların kârı değil.
-Bekir Sıtkı Kunt Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa olan
Bu eserde eski konak ve köşk hayatının hesapsız, bilgisiz ve hafif insanlar elinde nasıl ve niçin yıkıldığı hikâye edilmek istenmiştir.
-Şerif Aktaş Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek)
Onlar da akşam yemeğini pek hafif yerlerdi.
-Sait Faik Abasıyanık Kalınlığı veya yoğunluğu az olan
Dışarıda yanan lambanın aydınlığıyla burası hafif bir karanlık içindeydi.
-Memduh Şevket Esendal Etkisi az olan, sert karşıtı
Hafif esen serin rüzgâr üşümesine neden olmuştu.
-Can Güzel Önemli olmayan
Bu takdirde en hafif ceza dahi, o cezaya çarptırılmış olanı, en büyük bir cezaya maruz kalmış gibi incitir.
-Refik Korkud Çok dik olmayan (sırt, yokuş)
Hafif bir meyilden indik.
-Hüseyin Rahmi Gürpınar Gücü az olan, belli belirsiz olan
Yaprakların hafif iniltisi içinde, çalılıklar arasından geçerek denizaltının demir attığı koya doğru yaklaşıyoruz.
-Esat Mahmut Karakurt zarf
Sıkıntısız, ferah, rahat olarak
Kendimi bugün çok hafif hissediyorum.
Bağlantılar
Telaffuzlar
Telaffuzlar yükleniyor...
turkce-sozluk.com