geçirmek
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak
fiil, -e
Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek
Kalanımızı peşine takarak Murat Suyu'nun karşı kıyısına geçirdi.
-Kemal Bilbaşar fiil, -e, -i
Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek
Odanın eşyasını öbür odaya geçirmek.
fiil, -e, -i
Tespit etmek, yazmak, kaydetmek
Merkez, kadının dosyasına vefat kaydını geçirdi.
-Refik Halit Karay fiil, -e, -i
Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak
Yem torbalarını hayvanların boyunlarına geçirdikten sonra arkadaşına sordu.
-Osman Cemal Kaygılı fiil, -e, -i
Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek
Arkadaşımı geçirmeye gittim.
fiil, -i, -de
Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak
Oralarda geçirdiğim günleri daima bir endişe, bir nevi hüzün ile derhatır ediyorum.
-Hamdullah Suphi Tanrıöver fiil, -e, nesnesiz
Giymek, giyinmek
Sırtına pembe, kolları tamamen çıplak bir bluz geçirmişti.
-Sait Faik Abasıyanık fiil, -den
Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak
Kılıçtan geçirmek. Dayaktan geçirmek.
fiil, -i, -den
Herhangi bir durumu yaşamış olmak
Ne yapar ne eder, günde iki üç saatini at üstünde geçirirdi.
-Necati Cumalı Etmek, yapmak
fiil, -e, -i
Hastalık bulaştırmak
Nezleyi bana geçirdin.
Zaman harcamak
Benim bu işlerle geçirecek vaktim yok.
Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak
fiil, -e
See alsovurmak
mecaz
Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak
fiil, -e, argo
Birine kötü söz söylemek
Connections
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com