Trending:

dayanmak

View count updated May 16, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. fiil, -e

    Bir yere yaslanmak, kendini dayamak

    Odalardan birinde köşeye dayanmış bir adam, sanki sızmış gibi görünüyor.
    -Memduh Şevket Esendal
  2. Temelde bir şeyle ilgili olmak

    Karşılıklı bilmece sormaya dayanan seyirlik oyunlar da vardır.
    -Metin And
  3. mecaz

    Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek; gitmek

    Bu gemi fırtınaya iyi dayanır.
  4. mecaz

    Varmak, ulaşmak

    Bu haber ortalığa yayılır yayılmaz banknotlarını kapan bankaya dayanıyor.
    -Yusuf Ziya Ortaç
  5. mecaz

    Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak

    İki genç, kırarcasına küreklere dayandılar.
    -Halikarnas Balıkçısı
  6. mecaz

    Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak

    Bu proje sonunda bize dayanacak.
  7. mecaz

    Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek; istinat etmek

    Laikliği korumak için kanun kuvvetine mi, eğitim ve telkin kuvvetine mi dayanmalıyız?
    -Falih Rıfkı Atay
  8. fiil, mecaz, nesnesiz

    Uzun süre kullanılmaya uygun olmak

    Bu kumaş çok dayandı.
  9. fiil, mecaz, nesnesiz

    Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak; mukavemet etmek

    Merkezde Akhisar'ın, Bergama'nın da henüz dayandığını öğrendiler.
    -Necati Cumalı
  10. fiil, nesnesiz

    Yetişmek, yeter olmak

  11. fiil, mecaz, nesnesiz

    Güç bir duruma katlanmak; sabretmek, tahammül etmek

    Kazılmış mezarın önüne geldiklerinde daha fazla dayanamayıp oracığa çöktü.
    -İhsan Oktay Anar

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com