Trending:

cılız

View count updated May 16, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. sıfat

    See alsosıska

    Hanın sahibi cılız bir adamdı.
    -Sait Faik Abasıyanık
  2. Gelişememiş, ufak kalmış (bitki, ağaç)

    Taşkın kovuklarda bitmiş cılız sarı çiçekleri koparıp ayaklarımın altından geçen suya atıyor, dalgın dalgın düşünüyordum.
    -Reşat Nuri Güntekin
  3. Parlaklığı az veya azalmış olan (ışık)

    Ambarda, tavana tutturulmuş cılız ışıklar, arada sönecekmiş gibi pırpırlanıyordu.
    -Burhan Günel
  4. See alsoince

    Bir zamanlar asma köprünün bulunduğu yerde şimdi cılız bir halat vardı.
    -Ayşe Kulin
  5. Basit ve değersiz olan (şey)

    Mimaride cılız eserler vücuda geliyordu.
    -Burhan Felek
  6. zarf

    Belli belirsiz bir biçimde

    Sesi öylesine cılız çıktı ki dudaklarının arasından sadece saf efendi onun söylediklerini duydu.
    -Muammer Yüksel

Connections

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com