cılız
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
sıfat
See alsosıska
Hanın sahibi cılız bir adamdı.
-Sait Faik Abasıyanık Gelişememiş, ufak kalmış (bitki, ağaç)
Taşkın kovuklarda bitmiş cılız sarı çiçekleri koparıp ayaklarımın altından geçen suya atıyor, dalgın dalgın düşünüyordum.
-Reşat Nuri Güntekin Parlaklığı az veya azalmış olan (ışık)
Ambarda, tavana tutturulmuş cılız ışıklar, arada sönecekmiş gibi pırpırlanıyordu.
-Burhan Günel See alsoince
Bir zamanlar asma köprünün bulunduğu yerde şimdi cılız bir halat vardı.
-Ayşe Kulin Basit ve değersiz olan (şey)
Mimaride cılız eserler vücuda geliyordu.
-Burhan Felek zarf
Belli belirsiz bir biçimde
Sesi öylesine cılız çıktı ki dudaklarının arasından sadece saf efendi onun söylediklerini duydu.
-Muammer Yüksel
Connections
Related Words
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com