beslemek
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Yiyecek ve içeceğini sağlamak
Okulun artıklarıyla otuz kişiden fazla insan besliyorduk.
-Halide Edip Adıvar See alsoyedirmek
Pembe ekmekler kızartacak, üstlerine tereyağı, reçel, havyar sürecek, onu eliyle besleyecekti.
-Halide Edip Adıvar See alsosemirtmek
See alsoeklemek
Ateş zayıfladıkça besliyor, ateşe gömdükleri mısırlar piştikçe misafirin eline tutuşturuyorlardı.
-Necati Cumalı Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek
Bacaklarımızın altını iki sabun çuvalı ve atların yem torbalarıyla besleyerek sırtüstü yattık.
-Reşat Nuri Güntekin See alsoyetiştirmek
Herkes muhabbet kuşu, kanarya, kedi, köpek beslemez ya.
-Haldun Taner mecaz
Bir duyguyu gönülde yaşatmak
Uzun müddetten beri şiddetle beslediği bir histi.
-Yahya Kemal Beyatlı mecaz
Maddi yardım yapmak
Connections
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com