açık
-ğıView count updated May 25, 2025, 12:00 AM
Definitions
sıfat
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
Açık pencereden, pastırma yazının mavi ışıkları girmekte.
-Erendiz Atasü Engelsiz, serbest olan
Açık yol.
Örtüsüz, çıplak olan
Yolcuların hepsi indikten sonra Mehmet Akif göründü, beni açık başıyla selamladı.
-Ahmet Kabaklı İçinde veya üstünde hiçbir şey bulunmayan
Kâğıtta açık yer kalmadı.
Görevlisi olmayan, boş (iş, görev)
Aralığı çok
Açık adımlarla.
Çalışır durumda olan
Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar.
-Ömer Seyfettin Kolay anlaşılır; vazıh
Açık, dobra sualleriyle karşısındakinin en azından keyfini kaçırır.
-Emine Işınsu Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen
Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen
Her çeşit kafa ve gönül fırtınalarına açık bir adamdı o.
-Tarık Buğra Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı
Açık sarı saçlı, zayıf bir kadın keman çalıyordu.
-Ömer Seyfettin Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.)
Kurnaz olan bazı sergiciler gençler için açık filmler göstermek suretiyle fazla müşteri toplama gayreti içine girerlerdi.
-Temel Sönmez zarf
Belirgin bir biçimde
İnsan, mağlubiyetini bu kadar açık kabul eder mi?
-Mahmut Yesari isim
Bir gereksinimin karşılanamaması durumu
Ülkenin doktor açığı.
isim
Bir gereksinimin karşılanamaması durumu
Bütçe açığı.
isim
Belli bir yerin biraz uzağı
Tren yolu nehrin açığından geçer.
isim
Denizin kıyıdan uzakça olan yeri
Limanda bilinen gemiler, oysa açıklardadır.
-Behçet Necatigil
Connections
Related Words
Related Phrases
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com