çevirmek
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Bir şeyin yönünü değiştirmek
Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi.
-Yusuf Ziya Ortaç Öteki yüzünü görünür duruma getirmek
Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu.
-Ömer Seyfettin Döndürerek hareket ettirmek
Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi.
-Sait Faik Abasıyanık Yönetmek, idare etmek
Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor.
-Haldun Taner fiil, nesnesiz
See alsodurdurmak
O hızla giderken bir taksi çevirdi ve tortop olup taksinin içine yuvarlandık.
-Hikmet Temel Akarsu Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek
Gündelik yaşamımızda, banka memurlarının sokaklarda bile bizi çevirip kredi kartı vermek için nasıl yırtındıklarını görüyoruz.
-Sina Akşin Geri göndermek
Olayı aydınlatacak her uğraşıyı geri çevirmiş, içine gömülüp tek gözyaşı dökmemişti.
-Naile Turhan Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek
Çevrilemek, tevil etmek
Sözü işine geldiği gibi çevirdi.
fiil, -den
Çeviri yapmak
Romanlar, hikâyeler yazar; yahut Fransızcadan çevirirmiş.
-Memduh Şevket Esendal fiil, -i, -le
See alsokuşatmak
Bağı duvarla çevirmek.
fiil, -e, -i
Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek
Babasıyla birlikte evimi otele çevirdiler.
-Oğuz Atay fiil, -e, -den
Bir durumdan başka duruma geçmek
fiil, nesnesiz
Kâğıt oyunu oynamak
nesnesiz
İşlemek, yapmak
Yine ne işler çeviriyorsun bakayım.
Connections
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com