basmak
-arAnlamlar
fiil, -e
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak
Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına.
-Cahit Külebi Küçük çocuk ayakta durabilmek
Bir şeyi üzerine kuvvet vererek itmek
Motor çalıştıktan sonra debriyaja basarsınız.
-Halide Edip Adıvar fiil, -e, -i
Sıkıştırarak yerleştirmek
Peyniri küpe basmak.
fiil, -i
Bası işi yapmak; tabetmek
fiil, -i, nesnesiz
Bakınızkaplamak
Yollarını ot basmış, çamları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşk.
-Memduh Şevket Esendal fiil, -e, -i
Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak
Şuraya başparmağını bas, dediler, ben de bastım.
-Sait Faik Abasıyanık fiil, -i
Bir yere baskın yapmak
Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış.
-Etem İzzet Benice Bir kimse bir yaşa girmek
On dokuz yaşına yeni basmış, ürkek ve utangaç bir kızdım.
-Azra Erhat fiil, -i, nesnesiz
Duman, sis vb. bir yere çökmek
Şehri akşamüstü sis basmıştı.
-Sait Faik Abasıyanık fiil, -i, nesnesiz
Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek
Pompa bozulmuş, suyu basmıyor. Otomobilin lastiğine hava basmak.
fiil, nesnesiz
Kümes hayvanı kuluçkaya yatmak
fiil, -i
Uygunsuz vaziyette yakalamak
fiil, mecaz, nesnesiz
Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak
Yüreğinin acısını duyuyordu. Sıkıntı basmış, terlemeye başlamıştı. İzin istedi.
-Yusuf Ziya Bahadınlı
Bağlantılar
Kelime grafiği
Sözlükte kayıtlı ilişkilerden yakındaki kelime ve deyimleri keşfedin.
İlişki haritasını önizle
Yakındaki kelime ve deyim ilişkilerini incelemek istediğinizde etkileşimli grafiği yükleyin.