yoklamak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Dokunarak incelemek; yordamlamak
Hem kendimi hem etrafımda gördüğüm eşyayı elimle yokladım.
-Refik Halit Karay Bakmak, gözden geçirmek, kontrol etmek
Durum, bilgi, niyet vb.ni belirlemeye veya anlamaya çalışmak
Kalbimi ne zaman yokladımsa ona dair bir iz bulamadım.
-Sermet Muhtar Alus Ziyaret veya sağlığını sormak amacıyla birine gitmek
Ara sıra da birimizden biri yukarı çıkarak Sevim'i yokluyordu.
-Reşat Nuri Güntekin Ara sıra etkisini göstermek
İlaç aldığım hâlde ağrılarım yine beni yokluyor.
Aramak, araştırmak
Odaların köşe bucağını yoklamaya başladılar.
-Memduh Şevket Esendal mecaz
Bir şeyi tasarlamak, ölçmek; şakullemek
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com