yetişmek
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -e
Ulaşmak, ermek, varmak, vasıl olmak
Gâvur Ali kahvedeki cemaate hiçbir şey söylemeden küçük çobanla uzaklaştı, bir nefeste ağıla yetişti.
-Ömer Seyfettin Vaktinde tamam olmak, bitmek, hazırlanmak, hazır olmak
Bu giysi yarına yetişmeli.
Vaktinde varmak, vaktinde bulunmak
Öteki tünelle gelseler de vapura yetişeceklerini bilirlerdi.
-Abdülhak Şinasi Hisar Bir işe başlamış olanlara veya gidenlere sonradan katılmak
Kadınlar, derme çatma ayakkabılarıyla onlara zor yetişebiliyorlardı.
-Yakup Kadri Karaosmanoğlu Değmek, uzanıp dokunabilmek
Ben o dala yetişemem. Bu ip kuyunun dibine yetişmez.
Vakit bulmak, yapabilmek
Ben bu kadar işe yetişemem.
fiil, nesnesiz
Yetmek, yeter olmak, kâfi gelmek
Bu kadar nezaket ve iltifat yetişmez miydi?
-Orhan Seyfi Orhon Bir zamanda yaşamış olmak, bir zamanı veya kimseyi görmüş olmak
Bol zamanıma yetişti de ben onu böyle şımarık büyüttüm.
-Peyami Safa Gelişip büyümek
Şu Marmara kıyılarında o sene bol meyve yetişmişti.
-Sait Faik Abasıyanık fiil, -de
Eğitim görmüş olmak, öğrenmek, gelişmek
Akşam gazetesi, yurt aydınlarıyla konuşarak bizde niçin yazar yetişmediğinin sebeplerini araştırdı.
-Orhan Veli Kanık İş görebilecek yaşa gelmek, büyümek
Yardım etmek, yardımına koşmak
Tam o sırada talih imdadıma yetişti.
-Refik Halit Karay mecaz
Ortaya çıkmak
Connections
Related Phrases
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com