yemek
-rDefinitions
fiil, -i
Ağızda çiğneyerek yutmak
Adam o kadar çabuk yiyor ki hizmetçi ekmek yetiştiremiyor.
-Burhan Felek See alsokemirmek
Neclâ onun böyle kendinden geçercesine çalıştığını gördükçe üzüntüden tırnaklarını yiyor.
-Haldun Taner See alsoısırmak
Sivrisinekler çocuğun kollarını yemiş.
See alsodalamak
Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak
Kendini topladı ama fena yerinden gagayı yedi sanırım...
-Memduh Şevket Esendal Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek
Haram yemek. Rüşvet yemek.
Harcayıp bitirmek
Mirası sen yedin, zahmeti ben çekiyorum diye latife ediyordu.
-Memduh Şevket Esendal Yasal yoldan cezalandırılmak
Birine alacağını vermemek, ödememek
Bu adam benim yüz bin liramı yedi.
Başkasının parasını harcamak
Dalkavuklar çok parasını yemişler.
fiil, nesnesiz
See alsokullanılmak
Yapımına başlanan bu yapı günde 5 ton çimento yiyor.
mecaz
Sürekli üzmek, tedirgin etmek
Bu dert beni yiyor.
argo
Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek
argo
See alsokandırmak
Bizi yemek, sana mı kaldı.
Connections
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com