yaşamak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, nesnesiz
Canlılığını, hayatını sürdürmek
Hiçbir şey yaşarken daha önemli değildir.
-Attilâ İlhan Sağ olmak; durmak
Deden yaşıyor mu?
Varlığını sürdürmek
Balıklar suda yaşar.
Bir yerde oturmak; kalmak
Köyde yaşamak. Şehirde yaşamak.
Geçimini sağlamak
Bu kazançla yaşamak kolay değil.
Herhangi bir durumda bulunmak veya olmak
Bekâr yaşamak. Tek başına yaşamak.
Görüp geçirmek, başından geçmek
Balkan Savaşı'nın bütün acılarını yaşamış bir ailenin kızıydı.
-Necati Cumalı mecaz
Sürmek, devam etmek
Onun anısı hep yaşayacak.
mecaz
Varlıklı, endişesiz, sıkıntısız, hoş vakit geçirmek, keyif sürmek
Tek başına manevra yapan bir lokomotif rahatlığı ile hayatını yaşıyor.
-Haldun Taner mecaz
Keyfi yerine gelmek, mutlu olmak, işleri yolunda olmak
Bu iş olursa yaşadık.
mecaz
Bir durumu yaşar gibi olmak, bir durumla özdeşleşmek, duymak, hissetmek
Sen genç gibi yaşar, ihtiyar gibi ölürsün.
-Ömer Seyfettin
Connections
Related Words
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com