taze
[ta:ze]tāze(Persian)
Roottāze(Persian)
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
sıfat
Bozulmamış, bayatlamamış olan
Beyaz peyniri, ekmeğin taze kabuğuna sarıp ağzıma sokuyorum.
-Yusuf Ziya Ortaç Dinç, yıpranmamış, yorulmamış
Yüzü taze, taravetli ve güzeldi.
-Memduh Şevket Esendal Kuru olmayan; kuru karşıtı
Ağaçların taze yaprakları akşamın serinliğini emiyormuş gibi duruyordu.
-Memduh Şevket Esendal See alsokörpe
mecaz
Yeni, zamanı geçmemiş
Orada okuduğum en taze havadis yirmi beş, otuz günlüktü.
-Halikarnas Balıkçısı isim, mecaz
Genç kadın
Şu köşede çocuğuyla beraber bir taze oturuyor.
-Ömer Seyfettin
Connections
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com