Trending:

taze

[ta:ze]tāze(Persian)
Roottāze(Persian)
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. sıfat

    Bozulmamış, bayatlamamış olan

    Beyaz peyniri, ekmeğin taze kabuğuna sarıp ağzıma sokuyorum.
    -Yusuf Ziya Ortaç
  2. Dinç, yıpranmamış, yorulmamış

    Yüzü taze, taravetli ve güzeldi.
    -Memduh Şevket Esendal
  3. Kuru olmayan; kuru karşıtı

    Ağaçların taze yaprakları akşamın serinliğini emiyormuş gibi duruyordu.
    -Memduh Şevket Esendal
  4. See alsokörpe

  5. mecaz

    Yeni, zamanı geçmemiş

    Orada okuduğum en taze havadis yirmi beş, otuz günlüktü.
    -Halikarnas Balıkçısı
  6. isim, mecaz

    Genç kadın

    Şu köşede çocuğuyla beraber bir taze oturuyor.
    -Ömer Seyfettin

Connections

Word graph

Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.

Preview the relation map

Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com