takmak
-arView count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Bir şeyi başka bir yere uygun bir biçimde tutturmak, iliştirmek, geçirmek
Gözlüğünü takıp masaya eğildi.
-Refik Halit Karay fiil, -e, nesnesiz
Düğün vb. törenlerde takı armağan etmek
Geline pırlanta yüzük takmışlar.
fiil, -e, -i
Ad, lakap koymak
Ona bu adı kim takmıştır, ne zaman takmıştır, bilemiyor.
-Haldun Taner fiil, nesnesiz
See alsokuşanmak
Kılıç takmak.
Kendisiyle birlikte götürmek, yanına almak veya arkasından izletmek
Arabaya hafiye kıyafetinde polis memurları da takıyorlar.
-Yusuf Ziya Ortaç fiil, mecaz, -e
Biriyle olumsuz olarak uğraşmak
Matematik öğretmeni ona taktığı için dersten kaldı.
argo
Borç bırakmak
Bu eve asilzadelerin biri girip öteki giderdi. Giden kirayı takar, gelen ortalığı kasıp kavururdu.
-Peyami Safa argo
Önemsemek, önem vermek; tınmak
Dün koskoca bir mebus kızıyken, bir zamanların Şalvarlı Nuriyesi'ni takar mıyım?
-Adalet Ağaoğlu fiil, argo, -den, -de
Sınavını başaramamak
Bütün derslerden takarak sınıfta kaldı.
Connections
Related Words
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com