taşımak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek; gezdirmek
Hastayı ekseriya yakın kasabaya kadar sırtta taşırlardı.
-Sait Faik Abasıyanık Üstünde bulundurmak
Boynundan asılmış gümüş bir köstek taşırdı.
-Yahya Kemal Beyatlı Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek
Değirmenin üstünde ise değirmen koluyla birleşen çarkı taşıyan bir çanak bulunur.
-Salâh Birsel Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak
fiil, nesnesiz
Bir giysiyi üzerine giymiş olmak
Devlet üniforması taşıyordu.
-Haldun Taner mecaz
Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak
İnsanlar müşterek tecrübeleri taşıdıkları için birbirlerinin ne dediklerini anlayabilirler.
-İsmet Özel mecaz
Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek
fiil, mecaz, nesnesiz
Duymak, hissetmek
İçlerinde her şeye karşılık bir suçluluk duygusu taşırlar.
-Tarık Dursun K
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com