sokmak
-arView count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
İçine veya arasına girmesini sağlamak; tıkmak
fiil, -e
Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak; tıkmak
Bizi içeriye aldı ve küçük bir odaya soktu.
-Falih Rıfkı Atay Bıçak, çakı, iğne vb. batırmak, saplamak
Böcek, zehirli hayvan iğnesini batırmak veya ısırmak, zehirlemek
Otların arasında bacaklarını yılan sokar.
-Reşat Nuri Güntekin fiil, -e
Yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek
Ülkeye kaçak sigara soktu.
mecaz
Belli etmeden kötü bir malı vermek
Satıcı, elmaların çürüklerini sokmuş.
fiil, mecaz, -e
Konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek
Asım fikrini birçok sözlerle sağlamlamaya uğraşırken araya, ‘Olmaz mı? Ne dersiniz?’ gibi sualler sokuyor, cevap istiyordu.
-Refik Halit Karay mecaz
Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek
Connections
Related Words
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com