sallanmak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, nesnesiz
Bağlı bulunduğu yerde gevşek duruma gelip yerinden oynamak; kımıldamak
Dişi sallanıyor.
Bir şey belli noktasından bir yere bağlı kalmak şartıyla o noktanın iki tarafına aynı doğrultuda ve sürekli olarak gidip gelmek; ırgalanmak, ırganmak
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
-Yahya Kemal Beyatlı Salıncak, hamak vb.nde kendini sallamak
Güçlü bir biçimde sarsılmak; titremek
Yere çivilenmiş koca masayı sarsarken oda bir salıncak gibi sallanıyor.
-Sait Faik Abasıyanık mecaz
Vaktini boş ve yararsız işlerle uğraşarak geçirmek; oyalanmak, savsaklanmak
Gün boyunca sallandı, sonra akşam yemeğini yetiştiremedi.
mecaz
Makamından veya bulunduğu durumdan uzaklaşmak, yerini bir başkasına bırakmak tehlikesiyle karşılaşmak
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com