Trending:

sallanmak

View count updated May 16, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. fiil, nesnesiz

    Bağlı bulunduğu yerde gevşek duruma gelip yerinden oynamak; kımıldamak

    Dişi sallanıyor.
  2. Bir şey belli noktasından bir yere bağlı kalmak şartıyla o noktanın iki tarafına aynı doğrultuda ve sürekli olarak gidip gelmek; ırgalanmak, ırganmak

    Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
    -Yahya Kemal Beyatlı
  3. Salıncak, hamak vb.nde kendini sallamak

  4. Güçlü bir biçimde sarsılmak; titremek

    Yere çivilenmiş koca masayı sarsarken oda bir salıncak gibi sallanıyor.
    -Sait Faik Abasıyanık
  5. mecaz

    Vaktini boş ve yararsız işlerle uğraşarak geçirmek; oyalanmak, savsaklanmak

    Gün boyunca sallandı, sonra akşam yemeğini yetiştiremedi.
  6. mecaz

    Makamından veya bulunduğu durumdan uzaklaşmak, yerini bir başkasına bırakmak tehlikesiyle karşılaşmak

Word graph

Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.

Preview the relation map

Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com