sade
[sa:de]sāde(Persian)
Rootsāde(Persian)
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
sıfat
See alsosüssüz
İki ufak çocuk konuşarak gidiyor; hâlleri o kadar sade, o kadar sevimli ki imrenmemek mümkün değil.
-Memduh Şevket Esendal Şeker katılmamış (kahve); şekersiz
Sade kahve.
zarf
(sa:'de) Yalnızca, yalnız, ancak, sadece
Sade, derenin iki tarafına sıralanan kavak ve ceviz ağaçlarını seyretmek bile insana sonsuz bir zevk veriyor.
-Etem İzzet Benice zarf
İçine bir şey katılmamış olarak
Ben sade içerim, öteki kalfa şekerli içer...
-Hüseyin Rahmi Gürpınar zarf
Süsü, gözterişi olmadan, yalın biçimde, gösterişsiz olarak
Geriye dönüp anımsadığımda onu şık döpiyesleri içinde görüyorum, sade ve tertemiz giyinirdi.
-Erendiz Atasü edebiyat
Yalın, süssüz, anlaşılır olan (üslup, anlatım)
Lirik şiir en halis şairlerin elinde gayet sadedir.
-Yahya Kemal Beyatlı
Connections
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com