sıkıntı
View count updated May 25, 2025, 12:00 AM
Definitions
isim
İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal huzursuzluk; bun, bungunluk, ezgi, ezginlik, çile (I), dert, kasavet, zor
İçinin sıkıntısını ondan mümkün mertebe gizlemeye çalışarak, dereden tepeden konuşarak oyalandı.
-Peyami Safa Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli ruhsal huzursuzluk; ağırlık, karanlık, kasavet, mihnet
Sıkıntı ve ızdırapla sağa sola döndüm.
-Aka Gündüz Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı
İhtiyarın bir para sıkıntısı içinde olduğunu o söylemeden ben keşfetmiştim.
-Sait Faik Abasıyanık Bulunmama durumu
Yüklü servetini cömertçe harcamaması nedeniyle piyasada para sıkıntısı baş gösterdi.
-İhsan Oktay Anar mecaz
See alsosorun
Atatürk öldüğü zaman Türkiye'nin ufak tefek sıkıntılar dışında hiçbir büyük problemi yoktu.
-Burhan Felek
Connections
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com