sürüklemek
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Bir şeyi yerden kaldırmadan iterek veya çekerek götürmek; sürümek
Prenses koluma girdi, sürüklercesine büfeye götürdü.
-Aka Gündüz Akarsu alıp götürmek
Sakarya nehri kırılmış söğüt dallarını, saman çöplerini sürüklüyordu.
-Attilâ İlhan mecaz
İstekli olmayan birini bir yere götürmek, getirmek
Seni bırakmam vallahi diyor ve bazen gittiği yerlere bile onu sürükleyip götürmek istiyordu.
-Yakup Kadri Karaosmanoğlu fiil, mecaz, -e, -i
Bir kimseyi, bir işi yapmaya zorlamak
fiil, mecaz, -e, -i
Bir kimseyi aldatarak kötü bir duruma, sona doğru götürmek
Hepimizi bu dipsiz denizin enginlerinde mahvolmaya sürükledin, dediler.
-Ahmet Kabaklı fiil, mecaz, -e, -i
İlgi uyandırarak bırakamayacak duruma getirmek, çok ilgilendirmek
Benim çağdaşlarımdan kim bilir kaç bin genci bahtiyar rüyalara sürüklemiştir.
-Yusuf Ziya Ortaç
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com