sökmek
-erView count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Bir şeyi bulunduğu yerden kuvvet kullanarak veya gevşeterek çıkarmak, çekip ayırmak
Bu çoban öyle güçlü görünüyor ki şu yandaki ağacı kavrasa dibinden söker götürür.
-Yaşar Kemal Kurulmuş bir şeyi parçalarına ayırmak
Makineyi sökmek.
Rüzgâr, sel, akarsu, bir şeyi yerinden çıkarmak, götürmek
Geçip gitmeye engel olan zorlukları atlatmak
Araba çamuru sökemedi. Gemi akıntıyı söktü.
Karışık bir yazıyı okumak
Çok okunaksız bir yazı. Ben söker gibi oldum.
-Haldun Taner Örülmüş, dikilmiş şeyin, örgüsünü veya dikişini ayırmak
Balgam vb.nin çıkmasını, akmasını kolaylaştırmak
Özellikle gıcık şeklindeki öksürüklerde balgamı sökerek rahatlamaya yardımcı olur.
-İbrahim Sarı fiil, -den
Ayırmak, uzaklaştırmak, vazgeçirmek
Saplandığı fikirlerden sökemezdiniz.
-Yusuf Ziya Ortaç mecaz
Okuyabilme becerisini kazanmak
Bunların Fransızcasını sökmek bir mesele, manalarını sökmek ikinci bir meseledir.
-Reşat Nuri Güntekin fiil, argo, nesnesiz
Geçmek, etki yapmak
Ne yaparsın, dedi, burada böyle söküyor!
-Falih Rıfkı Atay fiil, nesnesiz, teklifsiz konuşmada
Gelmeye başlamak veya çıkagelmek
Şermin'le Nermin tam bir saat sonra yani saat beş buçukta söktüler.
-Halide Edip Adıvar
Connections
Related Words
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com