patlamak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, nesnesiz
Nesneler, iç basıncın etkisiyle ve çoğunlukla büyük ses çıkararak dağılmak, infilak etmek
Dinamit patladı.
Yırtılıp açılmak
Gözlerim gene ayakkabılarıma kaydı, yanları patlamıştı.
-Orhan Kemal See alsoyarılmak
Fukaranın hem sağ bileği çıkmış hem davulu patlamıştı.
-Reşat Nuri Güntekin Görünür duruma gelmek, ortaya çıkmak, yeşermek
Tomurcuklar patladı.
Top, taşıt lastiği vb. şeyler değişik nedenlerle havası inmek
mecaz
Ansızın tehlikeli bir şey meydana gelmek
Harp patlıyor ve askerlere edebiyatçılık, edebiyatçılara askerlik yapmak düşüyor.
-Necip Fazıl Kısakürek mecaz
Çok sıkılmak, sıkıntı ve sabırsızlığını belli etmek
Sanıyorum ki istimi fazla gelmiş kazanlar gibi hırslarından patlayacaklar.
-Osman Cemal Kaygılı mecaz
Aşırı tepki göstermek
mecaz
Ansızın bir gürültü duyulmak
teklifsiz konuşmada
Herhangi bir durum veya bir değerin yitirilmesine yol açmak, mal olmak
Connections
Related Words
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com