parça
pārçe(Persian)
Rootpārçe(Persian)
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
isim
Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey; pare
Yolun bu parçası bozuk.
Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm; lime, şerha
Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır.
-Haldun Taner Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri; uzuv, modül
On parçadan yapılmış bir oda takımı.
See alsotane
Üç parça elbiselik kumaş.
See alsopasaj
Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım.
-Reşat Nuri Güntekin müzik
Müzik eseri
See alsonesne
Bu defaki gidişimizde, eşyamızın arasında taç gibi değerli bir parça da vardı.
-Ayla Kutlu mecaz
Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz
Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun
-Kemalettin Kamu argo
Güzel, alımlı kız veya kadın
Connections
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com