Trending:

parça

pārçe(Persian)
Rootpārçe(Persian)
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. isim

    Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey; pare

    Yolun bu parçası bozuk.
  2. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm; lime, şerha

    Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır.
    -Haldun Taner
  3. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri; uzuv, modül

    On parçadan yapılmış bir oda takımı.
  4. See alsotane

    Üç parça elbiselik kumaş.
  5. See alsopasaj

    Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım.
    -Reşat Nuri Güntekin
  6. müzik

    Müzik eseri

  7. See alsonesne

    Bu defaki gidişimizde, eşyamızın arasında taç gibi değerli bir parça da vardı.
    -Ayla Kutlu
  8. mecaz

    Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz

    Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun
    -Kemalettin Kamu
  9. argo

    Güzel, alımlı kız veya kadın

Connections

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com