oynatmak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Oynamasını sağlamak
Bir curcuna havası söyledi ve salondakilerin hepsini oynattı.
-Peyami Safa Kımıldamasına yol açmak
Elindeki kamçıyı oynatarak güneş altında yanan ovalarda gözlerini gezdirdi.
-Memduh Şevket Esendal fiil, nesnesiz
Herhangi bir canlıya istenilen hareketleri yaptırmak
Ayı oynatmak.
fiil, nesnesiz
Bir araç, gereç kullanmak
Akıllı bir adam mermer üzerinde keser oynatır mı?
-Ömer Seyfettin fiil, nesnesiz
Aklını yitirmek
Sizinle iki gün daha çalışsam aklımı oynatabilirim.
-Falih Rıfkı Atay mecaz
Korkutmak, heyecanlandırmak
mecaz
Herhangi bir ödevi yerine getirmeyerek karşı tarafı düzenle oyalamak
Borçlu alacaklıyı iki aydır oynatıyor.
fiil, nesnesiz, tiyatro
Sahneye koymak
Bu ramazan geceleri Karagöz oynatacağız.
-Halide Edip Adıvar
Connections
Related Words
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com