Trending:

oynamak

View count updated May 16, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. fiil, nesnesiz

    Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak

    Çimenler üzerinde çocuklar oynuyor, kuzular otluyor.
    -Hüseyin Rahmi Gürpınar
  2. Kımıldamak, hareket etmek

    Elimde bulunan fotoğraftaki kadının eli oynadı.
    -Nazlı Eray
  3. fiil, -le

    Bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak ona dokunmak

  4. Bir film, oyun vb.nde rol almak

    Bütün rolleri, şahısların sesleri, tavırları, mimikleriyle tek başına oynamıştı.
    -Yusuf Ziya Ortaç
  5. Film gösterilmek

    Başka bir sinemada da çok komik bir film oynuyordu.
    -Aziz Nesin
  6. Tiyatro eseri sahneye konmak

    Birisi dedi ki bu iki perdelik bir oyun imiş, bitince ötekini oynayacaklarmış.
    -Memduh Şevket Esendal
  7. Eşyanın herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek

    Birdenbire apartman kapısının oynadığını hissettim.
    -Peyami Safa
  8. Sarsılmak, yeri değişmek

    Depremde yapı oynadı.
  9. Sporla ilgili çalışmalara katılmak

    Tenis oynamak.
  10. Müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak

    Ne oynadığı gazinonun ismini söyledi ne de danslarından bahsetti.
    -Refik Halit Karay
  11. Büyük bir ustalık, beceri ve kolaylıkla bir işi yapmak

  12. Değişiklik göstermek

    Bunların fiyatı iki bin ile üç bin lira arasında oynar.
  13. fiil, -le

    Tehlikeye düşürmek

    Benim sağlığımla oynama.
  14. Oyalanmak, gereği gibi yapmamak, boşuna vakit geçirmek

  15. fiil, mecaz, -le

    Rastgele yön vermek, aldatmak

    Talih bizimle oynuyor.
  16. fiil, mecaz, -le

    Herhangi birine karşı önemsemeyici davranışlarda bulunmak

    Koca adamla oynamaya utanmıyor musun?
  17. mecaz

    Tedirgin etmek, rahatsız edici davranışta bulunmak

  18. mecaz

    Değiştirmek, bozmak, tahrif etmek

    Borsada istediği gibi oynuyordu fiyatlarla.
    -Necati Cumalı

Connections

Related Words

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com