kurumak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, nesnesiz
Islaklığını, nemini yitirerek kuru duruma gelmek; kakırdamak
Çıplak dallarda henüz kuruyamayan su damlaları parlak, mavi birer boncuk gibi parlıyordu.
-Halide Edip Adıvar Bitki, suyu çekilip cansız duruma gelmek
Bu ulu ağaç yerlerde sürüne sürüne kurudu ve etrafını dikenler, ısırganlar bürüdü.
-Ahmet Hikmet Müftüoğlu Irmak, kuyu, pınar vb.nin suyu çekilmek, yok olmak; soğulmak, soruşmak (II)
Kurumuş dere gibi taşlık bir yerden geçtik.
-Hüseyin Rahmi Gürpınar Bazı nesneler yumuşaklığını yitirmek, sertleşmek
Darı ve mısır yemekten bağırsakları kurumuştu.
-Refik Halit Karay mecaz
Cılızlaşmak, sıskalaşmak, zayıflamak
Karısı hırçınlıktan kurumuş bir kadın.
-Memduh Şevket Esendal mecaz
Çok susamak
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com