kurcalamak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Nasıl bir şey olduğunu anlamak için her yerine bakmak; karıştırmak
Radyoyu kurcalayıp iyice bozdu.
Sivri bir şey sokup karıştırarak zorlamak
Kilidi kurcalamışlar.
Karıştırıp azdırmak, tahriş etmek
Çıbanı kurcalamamalı.
mecaz
Meşgul ve rahatsız etmek
Bu sorunun cevabı zihnimi bir hayli kurcalayıp durmuştur.
-Haldun Taner mecaz
Bir konuyu araştırmak, üstünde durmak, eşelemek
Kurcalamazsam belki de çok iyi hazırlanmış bir senaryoyu bana gerçek diye yutturacak.
-Ahmet Ümit
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com