kudurmak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, nesnesiz
Kuduz hastalığına yakalanmak, kuduz olmak
mecaz
Aşırı davranışlarda bulunmak, taşkınlık göstermek
Kudurmuş bir heyecanla döndü.
-Ömer Seyfettin mecaz
Çok yaramazlaşmak, ele avuca sığmamak
Dört tarafı haraca kesen bu kudurmuş oğlanı kodese attırana kadar el birliğiyle çalışacağımıza söz veriyor muyuz?
-Haldun Taner mecaz
Gücünü artırmak, tehlikeli bir durum almak, tehlikeli bir duruma gelmek
Oraya üşüşen Avrupalılar, doymak bilmez kudurmuş bir açlıkla din kardeşlerimizin kanlarını emip dururlar.
-Ömer Seyfettin mecaz
Çok kızmak, öfkelenmek
Kırlarda saatlerce böyle dolaştı, durdu / Söylendi, homurdandı. Düşündükçe kudurdu!
-Enis Behiç Koryürek
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com