korumak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i, -den
Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak; muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek
Orasını tozdan, yağmurdan korumak borcumuzdur.
-Orhan Seyfi Orhon Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek; himaye etmek
Beni kendi kardeşi gibi sever, babasının hışmından korurdu.
-Reşat Enis Aygen fiil, -i
Tehlikeye karşı savunması altında bulundurmak
Yurdu korumak.
fiil, -i
Tehlikeli, zararlı durumları önlemek
İlaçla meyveleri korudu.
fiil, mecaz, -i
Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek
Üstünü başını biraz korusaydın bu kadar kirlenmezdi.
fiil, mecaz, -i
Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek
Geleneklerini koruyorlar.
fiil, mecaz, -i
Karşılamak, denk gelmek
Bu işin geliri masrafını korumaz.
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com