kasa
Definitions
isim
Para veya değerli eşya saklamaya yarayan çelik dolap
Arkaya doğru bir adım atıp sırtını meyhanecinin kasasına dayadı.
-Sait Faik Abasıyanık Ticarethanelerde para alınıp verilen yer
Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi.
-Halit Küçüktülü Bazı oyunlarda oyunu yönetme veya para karşılığında fiş verme işi
Kasa kim?
Vagon, kamyon veya traktörün yük taşımak için şasiye bağlanmış üst bölümünü oluşturan parça
Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya sentetik maddelerden yapılmış, dört köşe, sağlam ambalaj parçası; sandık
Barın kapısı önünde bira kasaları yığılmıştı.
-Attilâ İlhan Basımcılıkta dizgi harflerinin konulduğu gözlerden oluşan tabla
mecaz
Varlıklı kişinin harcamalarını yapan kimse
Galip’in ününü İstanbul’da da duymuştu, oldukça fanatik bir tarikatın kasasıydı...
-Bülent Özden mimarlık
Kapı ve pencerelerin sabit olarak tutturulduğu asıl çerçeve
spor
Birbiri üzerine istif edilerek yüksekliği ayarlanabilen atlama aracı
mecaz
Ortak harcamalarda paranın toplandığı kimse
Beyler, şimdi şöyle yapalım; birimiz kasa olsun, bütün harcamaları o yapsın.
-Cemil Kavukçu
Connections
Related Phrases
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.