karıncalı
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
sıfat
İçinde, üstünde karınca bulunan
Bir süre sonra gözlerimi açtığımda elimdeki karıncalı ekmeği ağaçlığa bırakırken buldum kendimi.
-Bilal Özbay Paslı veya dökülme sonucu küçük delikleri olan (metal)
Üzerine karınca üşüşmüş gibi görünen ekran görüntüsü
Gözlerin karıncalı televizyona kilitlendi.
-Onur Sakarya mecaz
Rahatsızlık veren
Eski, o karıncalı, sinsi, ağrılı pis şakalarını yapmaya başladı.
-Özdemir Başargan
Connections
Related Words
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com