karışmak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -e
İki veya ikiden çok şey bir araya gelip birbirinin içinde dağılmak, birbirinin içine girmek
Araba sallana sallana içim bağrım birbirine karıştı.
-Hüseyin Rahmi Gürpınar Düzensiz, dağınık olmak
Yanıma her tarafı titreyerek sapsarı, sakal bıyığa karışmış bir hâlde geldi.
-Refik Halit Karay fiil, nesnesiz
Duruluğunu yitirmek; bulanmak
Hava birden karıştı. Zihnim karıştı.
fiil, nesnesiz
Açıklığını yitirmek, anlaşılması güçleşmek
Kaymakam işin karıştığını anlayarak...
-Memduh Şevket Esendal Müdahale etmek
Sokakta herkes kadın kıyafetine karışmak hakkını kendinde görürdü.
-Falih Rıfkı Atay Engellemek, araya girmek
Bir araya gelmek, katılmak
Bingazi'deki muharebeye karışmak için beraber yola çıktığım arkadaş Kahire'de hastalanmıştı.
-Ömer Seyfettin İlgilenmek, el atmak
Ben, dedim, başkalarının soyadlarına nasıl karışabilirim?
-Memduh Şevket Esendal Yetkisinde bulunmak, bakmak, iş edinmek, işi olmak
Bu işe belediye karışır.
See alsokarılmak
Connections
Related Words
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com