kapamak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek
Hasan, yıldırımla vurulmuş gibi hemen kapıyı kapadı, kaçtı.
-Halide Edip Adıvar Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak
Bir şeyin görünmesine engel olmak; örtmek
Bu yapı manzarayı kapadı.
Geçişi engellemek
Kar yolu kapamıştı.
Tıkamak, içini doldurmak
Çukuru kapamak.
Su, elektrik gelişini kesmek
Elektriği kapadı.
Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek
Fabrikayı kapamışlar. Gazeteyi kapadılar.
Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak
O konuyu kapayalım.
Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak; hapsetmek
Zengin kadını tımarhaneye koymadılar, buraya, çiftliğe getirip kapadılar.
-Hüseyin Rahmi Gürpınar Ortalıktan alıp saklamak
Vurguncular kumaşları kapamışlar.
Karşılamak, denk gelmek
Bu ikramiye borçlarımı kapar.
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com