kızarmak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, nesnesiz
Kırmızı veya ona yakın bir renk almak; alarmak
Nihat, yüzü kızarmış, alçak sesle söylendi.
-Peyami Safa Bazı sebze ve meyveler olgunlaşmaya başlamak
Meyveler kızarmadan dalı üstünde soldu / Irmak yatağı kumsal, kırlar dikenlik oldu
-Faruk Nafiz Çamlıbel Utanç, öfke vb. duyguların etkisiyle, kanın yüze hücumu sonucu yüz kırmızı bir renk almak
Nihat, yüzü kızarmış, alçak sesle söylendi.
-Peyami Safa Yiyecekler tavada kızgın yağ içinde veya ateşte kırmızılaşarak pişmek
Sofrada tarhana çorbası, kızarmış tavuk, bulgur pilavı vardı.
-Yaşar Kemal
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com