kıvırmak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Herhangi bir şeyi bükmek
Fino, beni görünce kuyruğunu kıvırıp düşmanca havlaya havlaya beyaz dişlerini gösterdi.
-Hüseyin Rahmi Gürpınar Kenarından katlamak
Bir giysinin veya kumaşın kenarını bükerek tersinden dikmek
Kalçalarını iki yana sallayarak oynamak veya yürümek
Uydurup söylemek
Gene yalanları kıvırdı.
fiil, -e
Saptırmak, çevirmek
Arabayı birdenbire sağa kıvırdı.
fiil, nesnesiz
Yapmak istememek, yan çizmek
fiil, mecaz, nesnesiz
Başarmak, başa çıkmak, becermek, hakkından gelmek
Hâlbuki Nahit onu odasına çekip de baş başa prova yaptığı zamanlarda pekâlâ kıvıracağa benziyordu.
-Tarık Buğra argo
See alsodolandırmak
Peki bu kız, zarar ziyan hesabının federasyona üç misli gösterilip Zühtü'nün düğün parasını kıvırdığını bilmez mi?
-Emine Işınsu
Connections
Related Words
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com